Reklam İç Banner

Türkiye’nin tarım sektörü, birbiri ardına gelen zorluklarla boğuşurken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, çiftçilerin içinde bulunduğu ağır durumu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. 2025 yılını zirai don, kuraklık, yetersiz sulama altyapısı ve fahiş girdi maliyetleriyle geçiren çiftçiler için 2026 yılının başlangıcı, yeni bir krizin kapısını araladı: Sübvansiyonlu tarım kredilerine erişimde getirilen “vergi ve SGK borcu yoktur” şartı, on binlerce üreticiyi finansman çıkmazına soktu. Bu durum, ülkenin gıda arz güvenliğini de ciddi şekilde tehdit ediyor.

1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni uygulama, vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na borcu bulunan çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla sağlanan sübvansiyonlu kredilere erişimini fiilen durdurdu. Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, bu şartın özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçileri üretimden tamamen kopma noktasına getirdiğini vurguladı. Halihazırda yüksek enflasyon, artan maliyetler ve iklim koşullarıyla mücadele eden üreticiler, bu kararla birlikte ayakta kalma mücadelesinde daha da yalnızlaştı.

Çiftçilerin yaşadığı mali sıkıntıların bir diğer göstergesi ise sosyal güvenceden dışlanma. Ziraat Odaları verilerine göre, 2021-2022 yılları arasında 172 bin 747 çiftçi, Tarım Bağ-Kur prim borçlarını ödeyemediği için sistem dışına itildi. 2025’te 9.036 TL olan Tarım Bağ-Kur primlerinin 2026 itibarıyla 11.725 TL’ye yükseltilmesi, çiftçilerin sosyal güvenlik şemsiyesine erişimini neredeyse imkansız hale getirerek, sektördeki güvencesizliği derinleştirdi.

Tarım sektöründeki krizin boyutları, icra yoluyla satışa çıkarılan varlıkların sayısıyla da gözler önüne seriliyor. 15 Ocak 2026 itibarıyla 588 tarla, bağ, bahçe ve zeytinlik ile 41 traktör ve 28 ev, ahır, samanlığın icradan satılığa çıkarılması, çiftçilerin borç batağının acı bir tablosunu çiziyor. 2025 yılı sonunda çiftçi borçları 1 trilyon 200 milyar lirayı aşarken, takibe düşen borçların bir yılda dört kat artarak 12 milyar liraya yükselmesi, finansal kırılganlığın ne denli ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor.

Bu derinleşen krizin somut sonuçları tarımsal üretim rakamlarına da yansıdı. 2025 yılında yulaf üretiminde yüzde 26, arpada yüzde 25, çavdarda yüzde 20, buğdayda yüzde 14 düşüş kaydedildi. Şeftali ve nektarinde yüzde 45’lik bir gerileme yaşanırken, kiraz ihracatı ise yüzde 85 oranında azaldı. Üretimdeki bu sert düşüşler, 2026 ve sonraki yıllarda gıda fiyatlarında ciddi artış riskini beraberinde getirerek, ülke genelinde gıda arz güvenliği konusunda endişeleri artırıyor.

Milletvekili Halıcı, çiftçiye yönelik devlet desteğinin de kanuni yükümlülüklerin çok altında kaldığını belirtti. 2026 yılı bütçesinde tarımsal destekler için ayrılan 168 milyar TL’nin, Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde yer alan “milli gelirin en az yüzde 1’i oranında destek” hükmüne açıkça aykırı olduğunu ifade eden Halıcı, bu tutarın bugün yaklaşık 772 milyar TL olması gerektiğini vurguladı.

Yalım Halıcı, verdiği önergede, sübvansiyonlu tarım kredilerinde getirilen “vergi ve SGK borcu yoktur” şartının hukuki dayanağını, bu düzenlemenin hangi mevzuat değişikliğiyle hayata geçirildiğini ve mağduriyetin giderilmesi için ne zaman adım atılacağını sordu. Ayrıca, borcu nedeniyle kredi kullanamayan çiftçi sayısı, bu durumun tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği üzerindeki etkilerine ilişkin bir etki analizi olup olmadığı, Tarım Bağ-Kur prim artışlarının gerekçesi ve bu artışların ertelenmesi veya düşürülmesine yönelik bir çalışma bulunup bulunmadığı da Halıcı’nın soruları arasında yer aldı. İcra yoluyla satışa çıkarılan tarım arazileri ve ekipmanlarına karşı yeni bir borç yapılandırması veya icra ertelemesi planlanıp planlanmadığı, 2025 yılındaki doğal afetler ve girdi maliyetleri nedeniyle zarar gören çiftçilere yönelik özel bir destek programı başlatılıp başlatılmayacağı ve tarımsal destek bütçesinin kanuna uygun hale getirilmesi için ek bütçe veya destek planı olup olmadığı da Halıcı’nın Bakanlığa yönelttiği kritik sorular arasında yer aldı.

Türkiye’nin tarım sektörü, borç sarmalı, yetersiz destekler ve üretimdeki düşüşlerle zorlu bir dönemden geçiyor. Çiftçilerin üretimden kopması, sadece onların değil, tüm ülkenin gıda güvenliği ve ekonomisi için ciddi tehditler barındırıyor. Hükümetin, bu acil duruma karşı kapsamlı ve etkin çözümler üretmesi, sektörün geleceği açısından hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, tarlalar boş kalacak, raflardaki ürün çeşitliliği azalacak ve gıda fiyatlarındaki artış tüm vatandaşların hayatını olumsuz etkileyecektir.

Reklam İç Banner Alt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir