Türkiye’nin tarım sektörü, birbiri ardına gelen zorluklarla boğuşurken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, çiftçilerin içinde bulunduğu ağır durumu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. 2025 yılını zirai don, kuraklık, yetersiz sulama altyapısı ve fahiş girdi maliyetleriyle geçiren çiftçiler için 2026 yılının başlangıcı, yeni bir krizin kapısını araladı: Sübvansiyonlu tarım kredilerine erişimde getirilen “vergi ve SGK borcu yoktur” şartı, on binlerce üreticiyi finansman çıkmazına soktu. Bu durum, ülkenin gıda arz güvenliğini de ciddi şekilde tehdit ediyor.

1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni uygulama, vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na borcu bulunan çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla sağlanan sübvansiyonlu kredilere erişimini fiilen durdurdu. Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, bu şartın özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçileri üretimden tamamen kopma noktasına getirdiğini vurguladı. Halihazırda yüksek enflasyon, artan maliyetler ve iklim koşullarıyla mücadele eden üreticiler, bu kararla birlikte ayakta kalma mücadelesinde daha da yalnızlaştı.

Çiftçilerin yaşadığı mali sıkıntıların bir diğer göstergesi ise sosyal güvenceden dışlanma. Ziraat Odaları verilerine göre, 2021-2022 yılları arasında 172 bin 747 çiftçi, Tarım Bağ-Kur prim borçlarını ödeyemediği için sistem dışına itildi. 2025’te 9.036 TL olan Tarım Bağ-Kur primlerinin 2026 itibarıyla 11.725 TL’ye yükseltilmesi, çiftçilerin sosyal güvenlik şemsiyesine erişimini neredeyse imkansız hale getirerek, sektördeki güvencesizliği derinleştirdi.

Tarım sektöründeki krizin boyutları, icra yoluyla satışa çıkarılan varlıkların sayısıyla da gözler önüne seriliyor. 15 Ocak 2026 itibarıyla 588 tarla, bağ, bahçe ve zeytinlik ile 41 traktör ve 28 ev, ahır, samanlığın icradan satılığa çıkarılması, çiftçilerin borç batağının acı bir tablosunu çiziyor. 2025 yılı sonunda çiftçi borçları 1 trilyon 200 milyar lirayı aşarken, takibe düşen borçların bir yılda dört kat artarak 12 milyar liraya yükselmesi, finansal kırılganlığın ne denli ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor.

Bu derinleşen krizin somut sonuçları tarımsal üretim rakamlarına da yansıdı. 2025 yılında yulaf üretiminde yüzde 26, arpada yüzde 25, çavdarda yüzde 20, buğdayda yüzde 14 düşüş kaydedildi. Şeftali ve nektarinde yüzde 45’lik bir gerileme yaşanırken, kiraz ihracatı ise yüzde 85 oranında azaldı. Üretimdeki bu sert düşüşler, 2026 ve sonraki yıllarda gıda fiyatlarında ciddi artış riskini beraberinde getirerek, ülke genelinde gıda arz güvenliği konusunda endişeleri artırıyor.

Milletvekili Halıcı, çiftçiye yönelik devlet desteğinin de kanuni yükümlülüklerin çok altında kaldığını belirtti. 2026 yılı bütçesinde tarımsal destekler için ayrılan 168 milyar TL’nin, Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde yer alan “milli gelirin en az yüzde 1’i oranında destek” hükmüne açıkça aykırı olduğunu ifade eden Halıcı, bu tutarın bugün yaklaşık 772 milyar TL olması gerektiğini vurguladı.

Yalım Halıcı, verdiği önergede, sübvansiyonlu tarım kredilerinde getirilen “vergi ve SGK borcu yoktur” şartının hukuki dayanağını, bu düzenlemenin hangi mevzuat değişikliğiyle hayata geçirildiğini ve mağduriyetin giderilmesi için ne zaman adım atılacağını sordu. Ayrıca, borcu nedeniyle kredi kullanamayan çiftçi sayısı, bu durumun tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği üzerindeki etkilerine ilişkin bir etki analizi olup olmadığı, Tarım Bağ-Kur prim artışlarının gerekçesi ve bu artışların ertelenmesi veya düşürülmesine yönelik bir çalışma bulunup bulunmadığı da Halıcı’nın soruları arasında yer aldı. İcra yoluyla satışa çıkarılan tarım arazileri ve ekipmanlarına karşı yeni bir borç yapılandırması veya icra ertelemesi planlanıp planlanmadığı, 2025 yılındaki doğal afetler ve girdi maliyetleri nedeniyle zarar gören çiftçilere yönelik özel bir destek programı başlatılıp başlatılmayacağı ve tarımsal destek bütçesinin kanuna uygun hale getirilmesi için ek bütçe veya destek planı olup olmadığı da Halıcı’nın Bakanlığa yönelttiği kritik sorular arasında yer aldı.

Türkiye’nin tarım sektörü, borç sarmalı, yetersiz destekler ve üretimdeki düşüşlerle zorlu bir dönemden geçiyor. Çiftçilerin üretimden kopması, sadece onların değil, tüm ülkenin gıda güvenliği ve ekonomisi için ciddi tehditler barındırıyor. Hükümetin, bu acil duruma karşı kapsamlı ve etkin çözümler üretmesi, sektörün geleceği açısından hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, tarlalar boş kalacak, raflardaki ürün çeşitliliği azalacak ve gıda fiyatlarındaki artış tüm vatandaşların hayatını olumsuz etkileyecektir.

Isparta’da eğitim camiası, öğrenci tuvaletlerinin üst bölümlerinde kamera cihazlarının bulunduğu iddialarıyla sarsıldı. Kamuoyuna yansıyan görüntüler, çocukların mahremiyetinin ihlal edildiği yönünde derin endişelere yol açarken, siyasi ve sivil toplum temsilcilerinden sert tepkiler geldi. Konuya ilişkin açıklama yapan Tekeli, bu durumun Isparta eğitim yönetiminin içinde bulunduğu vahim tabloyu gözler önüne serdiğini belirtti.

Başkan Tekeli, çocukların en özel alanı olan tuvaletlere kamera yerleştirilmesinin, hangi gerekçeyle olursa olsun kabul edilemez bir skandal olduğunu vurguladı. “Çocuklarımızın mahremiyeti, hiçbir idari tasarrufla, hiçbir gerekçeyle ihlal edilemez” ifadelerini kullanan Tekeli, güvenlik adı altında yapılan bu müdahalenin kamu yönetimi anlayışının tamamen raydan çıktığının bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Isparta eğitiminde son 2-3 yılda yaşanan yurt sorunları, güçlendirme sonrası çürük çıkan okul binaları ve birleştirilen okullar gibi sorunlara dikkat çeken Tekeli, şimdi de tuvaletlere yerleştirildiği iddia edilen kameraların bu tablonun vahametini artırdığını ifade etti. Bu durumun eğitim yönetimindeki ciddi zafiyeti açıkça ortaya koyduğunu söyleyen Tekeli, Milli Eğitim Müdürlüğü’nü derhal kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapmaya çağırdı. “Çocuklarımız üzerinden yapılan hiçbir yanlışın üzeri örtülemez. Eğitim kurumları, öğrencilerin kendilerini en güvende hissetmeleri gereken yerlerdir. Güveni zedeleyen her uygulamanın karşısındayız” diyen Başkan Tekeli, yaşanan mahremiyet ihlalinin hiçbir açıklamasının olmadığını ve sorumluların bedelini ödemesi gerektiğini ifade etti.

Şehirde eğitimin her geçen gün yara aldığını belirten Tekeli, bu skandalın siyasi ve idari sorumluluğunun açık olduğunu vurguladı. Görev makamlarının koltukta oturmak için değil, sorumluluk almak için var olduğunu hatırlatan Tekeli, konunun “teknik bir detay” denilerek geçiştirilemeyeceğinin altını çizdi. İYİ Parti olarak konunun sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve Isparta’daki hiçbir öğrencinin hakkının çiğnenmesine sessiz kalmayacaklarını kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Isparta’da, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi anmak amacıyla anlamlı bir Mevlid-i Şerif programı düzenlendi. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Isparta Şubesi’nin öncülüğünde, her ay düzenli olarak icra edilen bu manevi buluşma, bu kez Ocak ve Şubat aylarında şehadet mertebesine erişen kahramanlarımıza ithaf edildi. Programa Vali Erin’in yanı sıra şehit aileleri, gaziler ve il protokolünün yoğun katılımı, birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirdi.

Vali Erin, programda yaptığı duygu yüklü konuşmada, şehitlerin bu vatanın gerçek sahipleri ve bağımsızlığın yılmaz bekçileri olduğunu vurguladı. Erin, “Ocak ve Şubat aylarında şehadet mertebesine erişen, her biri bu aziz vatanın gerçek kahramanı olan şehitlerimiz için Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Isparta Şubemiz tarafından aksatılmadan sürdürülen mevlid-i şerif programına katıldık,” ifadelerini kullanarak, bu tür organizasyonların şehitlerin hatırasını yaşatmadaki önemine değindi. Vali, konuşmasında, şanlı bayrağımız ve kutsal değerlerimiz uğruna, hudutları şehitlerimizin fedakârlıklarıyla çizilmiş bu mukaddes vatan için gözünü kırpmadan şehadete yürüyen kahraman aziz şehitleri rahmet, minnet ve şükranla andığını belirtti. Sözlerine devamla, şehit ailelerine sabır ve metanet, kahraman gazilere ise sağlık ve esenlikler dileyerek, “Allah (c.c.) hepsinden razı olsun” duasında bulundu. Katılımcılar, okunan Kur’an-ı Kerim ve mevlid-i şerifler eşliğinde manevi bir atmosferde şehitleri anarken, birlik ve beraberlik mesajları da güçlü bir şekilde verildi.

Bu tür anma programları, aziz şehitlerimizin hatırasını canlı tutmanın yanı sıra, onların emaneti olan vatanımıza ve değerlerimize sahip çıkma bilincini de güçlendirmektedir. Isparta’da sergilenen bu vefa örneği, milletimizin şehitlerine olan borcunun ve onlara duyduğu derin saygının bir göstergesi olarak hafızalara kazındı. Şehitlerimizin bıraktığı mirasın gelecek nesillere aktarılması ve onların fedakarlıklarının asla unutulmaması gerektiği mesajı, programın ana temasını oluşturdu.

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Çatal, yükseköğretim sisteminde önemli dönüşümlere işaret eden kritik bir ziyarette bulunarak Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile bir araya geldi. Ankara’da gerçekleşen görüşmede, Türkiye’deki üniversite eğitiminin geleceğine yön verecek temel başlıklar ile ISUBÜ’nün özgün ihtiyaçları kapsamlı bir şekilde ele alındı. Bu tür üst düzey temaslar, üniversitelerin gelişim hedefleri doğrultusunda merkezi politikalarla uyumlu adımlar atılmasının ve yükseköğretimin kalitesinin artırılmasının önünü açması açısından büyük önem taşıyor.

Ziyaretin ana gündem maddelerini, üniversitelerdeki öğrenim sürelerinin optimize edilerek kısaltılması ve mezunların iş gücü piyasasına daha hızlı ve donanımlı bir şekilde entegre olmasını sağlayacak uygulamalı eğitim modelinin güçlendirilmesi oluşturdu. Rektör Çatal, bu konulara ilişkin üniversitesinin görüşlerini, deneyimlerini ve çözüm önerilerini YÖK Başkanı Özvar’a sundu. Özellikle uygulamalı eğitimin yaygınlaştırılması ve niteliğinin artırılması, teorik bilginin pratik becerilerle pekiştirilmesi, öğrencilerin mezuniyet sonrası istihdam edilebilirliğini doğrudan etkileyen bir faktör olarak yükseköğretimin temel hedeflerinden biri haline geldi. Görüşmede ayrıca, ISUBÜ’nün mevcut durumu, gelecek vizyonu ve kurumsal gelişimine yönelik çeşitli konular, YÖK’ün genel stratejileri çerçevesinde kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Rektör Çatal, yapılan görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a her zaman gösterdiği yakın ilgi ve desteklerinden dolayı teşekkürlerini iletti. Bu açıklama, YÖK ile üniversiteler arasındaki yapıcı diyalog ve iş birliğinin devamlılığı açısından olumlu bir sinyal olarak yorumlandı.

Prof. Dr. Yılmaz Çatal’ın YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile gerçekleştirdiği bu verimli toplantı, yükseköğretim sisteminde öğrenim sürelerinin etkin kullanımı ve uygulamalı eğitimin kalitesinin artırılması yönündeki reform çabalarına önemli katkılar sunma potansiyeli taşıyor. Toplantı, sadece ISUBÜ’nün değil, genel olarak Türkiye yükseköğretiminin geleceği için atılacak adımların istişare edildiği bir platform sundu. Üniversitelerin özgün gelişim yolculuklarında YÖK’ün rehberliğini ve desteğini alması, eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve gençlerin geleceğin dünyasına en iyi şekilde hazırlanması hedefine hizmet eden önemli adımlar olarak değerlendirilmektedir.

Isparta Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu, mevcut ekonomik koşulların sanayiciler üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla bu yıl yönetim aidatlarına zam yapmama kararı alarak bölge tarihinde bir ilke imza attı. Bu önemli karar, bölgede faaliyet gösteren üreticiler tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı ve sanayi camiasında olumlu yankı buldu.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Isparta Deri İhtisas ve Karma OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Arif Marulcu, verilen sözlerin tutulduğunu vurgulayarak, “Söz verdik, sözümüzü tutuyoruz” ifadelerini kullandı. Başkan Marulcu, tüm zorlu ekonomik şartlara rağmen üreticinin üzerindeki mali yükü hafifletmeyi öncelikli hedefleri olarak gördüklerini belirtti. Marulcu, “OSB tarihimizde bir ilki gerçekleştiriyoruz. Bu yıl yönetim aidatlarına zam yapmıyoruz. Ekonomik şartlar ne olursa olsun, her zaman üreticimizin omuzlarındaki yükü hafifletmek için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; sanayicimiz güçlüyse, ülkemiz güçlüdür. Biz laf değil, iş üretiyoruz. Daima sanayicimizin yanındayız ve onlara destek olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Başkan Marulcu’nun açıklamaları, OSB yönetiminin sanayiciye olan güçlü bağlılığını ve destekleyici misyonunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Alınan bu kararın, özellikle girdi maliyetlerinin arttığı ve küresel ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bir dönemde sanayicilere önemli bir nefes alma imkanı sunduğu değerlendiriliyor. Bölgedeki işletmelerin rekabet gücünü artırmayı ve üretim sürekliliğini sağlamayı hedefleyen bu adım, OSB yönetiminin sanayici odaklı yaklaşımının somut bir göstergesi olarak kabul edildi. Sanayiciler, OSB yönetiminin bu duyarlı kararının, üretim ve istihdam süreçlerine olumlu yansıyacağını, maliyet planlamalarında kendilerine büyük kolaylık sağlayacağını dile getirerek, yönetime teşekkürlerini iletti.

Isparta şehri, 4 Şubat 2026 Çarşamba günü iki değerli evladını kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor. Şehrin farklı semtlerinden Hamza Pehlivan ve Beyhan Keskin’in vefat haberleri, ailelerini ve sevenlerini yasa boğdu. Her iki merhum için de cenaze namazları öğle namazını müteakiben kılınacak ve ebedi istirahatgahlarına uğurlanacaklar.

Acı haberlerden ilki, Yalvaç ilçesine bağlı Sücüllü Köyü’nden geldi. Yenice Mahallesi 2523 Sokak No:12 adresinde ikamet eden Hamza Pehlivan’ın vefatı, ailesi ve tüm köy halkı arasında büyük bir üzüntüye neden oldu. Merhum Pehlivan için cenaze namazı, 4 Şubat 2026 tarihinde öğle namazını takiben Sücüllü Köy Camii’nde eda edilecek. Namazın ardından Hamza Pehlivan’ın naaşı, Sücüllü Köy Mezarlığı’nda toprağa verilerek son yolculuğuna uğurlanacak. Pehlivan ailesi ve Sücüllü Köyü sakinleri, bu zor günde birbirlerine destek olarak merhumu dualarla anacaklar.

Şehrin bir diğer acı haberi ise Halıkent bölgesinden ulaştı. Anadolu Mahallesi 161 Cadde No:5 adresinde ikamet eden Beyhan Keskin’in vefatı, Halıkent ve çevresinde derin bir boşluk yarattı. Merhume Keskin için cenaze namazı, yine 4 Şubat 2026 Çarşamba günü öğle namazını müteakiben Halıkent Camii’nde kılınacak. Beyhan Keskin’in naaşı, kılınacak cenaze namazının ardından H. Sultan Mezarlığı’nda defnedilerek sevenlerinin dualarıyla sonsuzluğa uğurlanacak. Keskin ailesi ve yakınları, bu ani kayıp karşısında büyük bir üzüntü yaşarken, komşuları ve dostları da acılarını paylaşmak üzere cenaze töreninde hazır bulunacaklar.

Isparta genelinde aynı gün, öğle namazını takiben gerçekleşecek bu iki cenaze töreni, şehrin farklı noktalarında yaşayan vatandaşları bir araya getirerek ortak bir yas duygusu yaşanmasına vesile olacak. Hayatını kaybeden Hamza Pehlivan ve Beyhan Keskin’e Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz. Mekanları cennet olsun.

Ispartaspor’un iç saha maçları için belirlenen bilet fiyatları, taraftarlar arasında büyük bir rahatsızlığa neden oldu. Yeşil-pembeli camianın destekçileri, son dönemde 500 Türk Lirası’na yükseltilen bilet bedellerinin, kulüp tarihinde benzeri görülmemiş bir artış olduğunu belirterek yönetime ve belediye başkanına çağrıda bulundu. Bu kararın tribünleri boş bırakma riski taşıdığı ve takımın en çok ihtiyaç duyduğu anda yalnız kalmasına yol açabileceği endişesi, şehirde geniş yankı uyandırdı.

Taraftarların sosyal medya platformları üzerinden ve çeşitli kanallar aracılığıyla dile getirdiği tepkiler, özellikle bilet fiyatlarındaki yüzde 500’lük artışa odaklanıyor. Daha önce 100 Türk Lirası olan bir iç saha maçının bilet fiyatının 500 Türk Lirası’na çıkarılmasının, ekonomik koşullar altında taraftarın stadyuma ulaşımını zorlaştırdığı ifade ediliyor. Yapılan açıklamada, “500 TL iç saha bilet fiyatı, Ispartaspor tarihinde hiç olmamıştır. 100 TL olan biletin yüzde 500 zamla 500 TL’ye çıkarılması, tribünlerin boş kalmasına davetiye çıkarmaktır” denilerek durumun vahameti gözler önüne serildi.

Taraftar grupları ve bireysel destekçiler, bu durumun takımın saha içindeki performansına olumsuz yansıyacağından endişe duyuyor. Kulüp Başkanı Gültekin Özdemir ve Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e hitaben yapılan çağrıda, şehir halkının maça hazır olduğu ve taraftarın takımı destekleme konusunda büyük bir istek taşıdığı vurgulandı. Ancak, mevcut bilet fiyatları nedeniyle taraftar sayfalarının mesaj yağmuruna tutulduğu, birçok kişinin bu fiyatlarla maça gitmekte zorlandığı veya gidemeyeceği belirtildi. Taraftarlar, yönetimin bu yanlıştan dönmesini, bilet fiyatlarının makul seviyelere çekilmesini ve böylece tribünlerin yeniden dolmasını talep ediyor. “Gelin bu yanlıştan dönülsün, tribünler dolsun, takım yalnız kalmasın” şeklindeki dilek, Ispartaspor camiasının ortak beklentisini özetliyor. Şehrin takımıyla bütünleşmesi ve maç günlerinin bir şölen havasında geçmesi adına, bilet fiyatlarının taraftarın alım gücüne uygun hale getirilmesi gerektiği düşünülüyor.

Ispartaspor yönetiminin ve şehir idarecilerinin, taraftardan gelen bu güçlü çağrıya nasıl bir yanıt vereceği merakla bekleniyor. Takımın başarısı için sadece saha içi performansın değil, aynı zamanda tribün desteğinin de kritik öneme sahip olduğu bilinciyle, bilet fiyatları konusundaki kararın yeniden gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki beklenti yüksek. Taraftarın sesine kulak verilerek atılacak adımların, Ispartaspor’un geleceği ve şehirle olan bağının güçlenmesi açısından hayati bir rol oynayacağı aşikar.

Milyonlarca insanın yaşamını derinden etkileyen kanser, modern tıbbın en önemli mücadele alanlarından biri olmaya devam ediyor. Bu ciddi sağlık tehdidi karşısında uzmanlar, hastalığın kontrol altına alınabilmesi ve tedavi başarısının artırılabilmesi için erken tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Dr. Kıvanç Kılınç, bu konuda yaptığı açıklamalarla, bireylerin kanserle mücadelede atması gereken adımlara ışık tuttu.

Dr. Kıvanç Kılınç’ın ifadelerine göre, kanserle mücadelede bireysel farkındalık ve proaktif yaklaşım temel bir rol oynuyor. Düzenli sağlık kontrollerinin aksatılmaması, yaş ve risk faktörlerine uygun tarama programlarına katılım ve kendi vücudunu tanıyarak olası değişiklikleri takip etme yeteneği, hastalığın erken aşamada tespit edilmesinde kritik adımlar olarak öne çıkıyor. Bu sayede, henüz belirtiler ortaya çıkmadan, yani hastalık ilerlemeden müdahale şansı önemli ölçüde artırılıyor.

Günümüz tıp bilimi ve teknolojisindeki gelişmeler, kanser tedavisinde umut vadeden yenilikleri beraberinde getiriyor. Dr. Kılınç, modern kanser tedavisinde cerrahi müdahalelerin, gelişmiş ilaç tedavilerinin, radyoterapinin ve multidisipliner yaklaşımların bir bütün olarak, planlı ve eşgüdümlü bir şekilde uygulandığını belirtti. Bu bütüncül stratejinin, hastaların yaşam kalitesini artırma ve hastalığı yenme potansiyelini güçlendirdiği vurgulandı. Ancak tüm bu ilerlemelere rağmen, tedavinin başarısında en belirleyici faktörün hastalığın hangi evrede yakalandığı olduğu bir kez daha hatırlatıldı.

Bu hayati çağrının temelinde, farkındalık ve sorumluluk yatıyor. Dr. Kıvanç Kılınç, “Farkında ol, erteleme, kontrolünü yaptır” sözleriyle vatandaşlara doğrudan seslendi. Her yıl 4 Şubat’ta kutlanan Dünya Kanser Günü’nün, bu önemli hastalığı hatırlamak, sevdiklerimizi ve kendimizi korumak adına bir fırsat olduğunu belirterek, erken tanının gücünü bir kez daha vurguladı. Unutulmamalıdır ki, zamanında atılan adımlar, kanserle mücadelede en büyük silahımızdır ve hayat kurtaran bir fark yaratır.

Isparta, Ocak ayında ihracat performansıyla dikkatleri üzerine çekti. Küresel ticaretteki zorluklara rağmen, ilin ihracat rakamları önemli bir yükseliş gösterdi. Özellikle madencilik ürünleri sektörü ve Çin başta olmak üzere çeşitli ülkelere yapılan satışlar, Isparta ekonomisinin yılın ilk ayına güçlü bir başlangıç yapmasını sağladı.

Isparta’nın Ocak ayı ihracat verilerini değerlendiren Çeliköz, sektörel bazda kaydedilen artışların sevindirici olduğunu belirtti. Çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri, makine ve aksamları ile madencilik ürünleri sektörleri, Ocak ayında en belirgin yükselişleri yaşayan alanlar oldu. İhracatın lokomotifi ise 8 milyon 186 bin dolarlık değeriyle madencilik ürünleri sektörü oldu. Bu sektörü sırasıyla yaş meyve ve sebze, kimyevi maddeler, çimento-cam-seramik ve toprak ürünleri ile hazır giyim ve konfeksiyon sektörleri takip etti. İlk beş sektörün toplam ihracatı 25 milyon 328 bin dolar seviyesine ulaşarak ilin genel ihracatının büyük bir kısmını oluşturdu.

Ülke bazında yapılan ihracat dağılımına da değinen Çeliköz, en fazla ihracatın 4 milyon 948 bin dolar ile Çin Halk Cumhuriyeti’ne gerçekleştirildiğini ifade etti. Çin’i 3 milyon 612 bin dolar ile Amerika Birleşik Devletleri takip ederken, Fransa, Almanya ve Meksika da en fazla ihracat yapılan ülkeler arasında yer aldı. Özellikle Meksika’nın uzun bir aradan sonra en fazla ihracat yapılan ülkeler arasına geri dönmesi dikkat çekti. İlk beş ülkeye yapılan toplam ihracat tutarı ise 16 milyon 941 bin dolar olarak kayıtlara geçti.

Çeliköz, küresel ticarette maliyet baskılarının ve bölgesel dalgalanmaların etkisini sürdürdüğü bir dönemde Isparta iş dünyasının üretimden kopmadan yoluna devam etmesinin, yeni pazarlara açılma vizyonunu korumasının ve rekabet gücünü sürdürmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. İhracatın daha da artırılması için katma değerli üretim, markalaşma, dijitalleşme ve pazar çeşitliliğinin kritik rol oynadığına dikkat çekildi. Isparta Ticaret ve Sanayi Odası olarak üyelerin uluslararası pazarlara erişimini güçlendirmek amacıyla yurtdışı iş gezileri, sektörel ticaret heyetleri ve ikili iş görüşmeleri gibi organizasyonların düzenlenmeye devam edeceği belirtildi. Bu yıl da planlanan yurtdışı programlarıyla firmaların yeni iş bağlantıları kurmaları ve mevcut pazarlarını geliştirmelerine katkı sağlanması hedefleniyor.

Isparta Ticaret ve Sanayi Odası, ihracat yapan veya ihracata başlamak isteyen tüm üyelerini sektörel yurtdışı programlarına katılmaya davet ederken, duyuruların Odanın web sitesi, sosyal medya hesapları ve diğer iletişim kanalları üzerinden takip edilmesini hatırlattı. Bu zorlu ancak fırsatlar barındıran dönemde üretim ve ihracat kararlılığını sürdüren tüm ihracatçılara teşekkür eden Çeliköz, Isparta’nın dış ticaretteki başarısının birlikte daha ileriye taşınacağına olan inancını dile getirdi.