
Çocukların dünyayı keşfetmeleri, çevreleriyle anlamlı bağlar kurmaları ve sağlıklı bir iletişim becerisi geliştirmeleri için işitme duyusu hayati bir öneme sahiptir. Bu yaşamsal duyuya yönelik potansiyel riskleri en aza indirmek amacıyla Türkiye genelinde başarıyla uygulanan Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı, erken teşhisin kapılarını aralıyor. Uzmanlar, işitme kaybının erken dönemde fark edilmesi ve hızla müdahale edilmesiyle çocukların gelecekteki yaşam kalitesinin kökten değişebileceğine dikkat çekiyor.
Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi Odyolog Muhammet Ali Sarı, ülkenin dört bir yanında yürütülen Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı’nın, her bebeğin işitme sağlığını güvence altına almayı hedeflediğini belirtiyor. Uzman Sarı, doğumdan sonraki ilk 24 ila 72 saat içinde gerçekleştirilen bu tarama testlerinin, bebekler için herhangi bir ağrı veya rahatsızlık yaratmadan, hızlı ve güvenilir sonuçlar sunduğunu ifade etti. İlk testten geçemeyen bebekler için belirli aralıklarla tekrar testleri uygulandığını aktaran Sarı, üçüncü taramada da başarılı olamayan bebeklerin, daha kapsamlı bir değerlendirme için Klinik ABR testine yönlendirildiğini vurguladı. İşitme kaybında zamanın kritik bir faktör olduğunu belirten Uzman Sarı, “1-3-6 kuralı”nın altını çizdi: Tüm bebeklerin ilk ayda taranması, üçüncü aya kadar kesin tanının konulması ve en geç altıncı ayda tedavi sürecine başlanması elzemdir. İleri derecede işitme kaybı olan çocuklar için ise, uygun adaylarda 1 yaş civarında uygulanan koklear implant tedavisinin, işitme dünyasına açılan önemli bir kapı olduğunu ekledi.
Ancak işitme kaybı her zaman doğuştan olmayabilir; bazı çocuklarda sonradan da ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Uzman Sarı, aileleri bu konuda uyardı. Ebeveynlerin çocuklarının gelişimini ve tepkilerini dikkatle gözlemlemesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Sarı, belirli belirtilerin asla göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. “Yüksek seslere tepki vermeme, sesin geldiği yöne dönmeme, konuşma gelişiminde gecikme ve söylenenleri sık sık tekrar isteme gibi işaretler, potansiyel bir işitme kaybının habercisi olabilir” şeklinde konuşan Sarı, bu tür belirtilerin fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini ifade etti.
Erken teşhis edilen her işitme kaybı, çocukların sağlıklı bir geleceğe adım atması ve potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirebilmesi için eşsiz bir fırsattır. SDÜ Hastanesi Odyoloji Birimi, bu süreçte ailelerin yanında yer alarak, doğru bilgi ve yönlendirmeyle destek sağlamaya devam etmektedir. Unutulmamalıdır ki, sessizliği kırmak, çocuklara sesli bir dünyanın kapılarını açmak ve onlara daha parlak bir gelecek sunmak demektir.









